GELECEĞİN SÜRDÜRÜLEBİLİR VE % 100 EKOLOJİK İNŞAAT, İZOLASYON VE ENDÜSTRİ MALZEMELERİ
AR GE ÇALIŞMALARIMIZ SONUCU GELİŞTİRDİĞİMİZ PİŞİRME GEREKTİRMEYEN, KÜRLENDİĞİNDE SERAMİK ÖZELLİKLERİ GÖSTEREN, KİL + DOĞAL PUZZOLAN KÖKENLİ YENİ BİR MALZEME
Biz, binlerce yıldır denenmiş, geleceğin sürdürülebilir, inşaat ve endüstriyel hammaddesi olarak gördüğümüz kilin endüstride “YEŞİL” hammadde olarak kullanılmasını sağlamak, fırınlama ihtiyacını ortadan kaldırmak için kurulmuş genç, ama çok başarılı bir Ar-Ge şirketiyiz.
Şirketimiz “Doğal ve geleneksel her çözümün en iyi çözüm olduğu” fikrinin günümüz koşullarında yeni bir yoruma ihtiyaç duyduğuna inanmaktadır. Çünkü: Bilim özellikle son bir kaç on yılda geometrik bir şekilde gelişerek insanlığın önüne her alanda yepyeni pencereler açmaktadır. Bu yüzden “en iyi çözüm” olarak bildiğimiz ve terkettiğimiz geleneksel doğal çözümlerin içeriğinde “çok daha iyi çözümlerin” olabileceğini düşünmekteyiz. Bu düşünceden yola çıkarak “doğal çözümlerden”, günümüzün beklentilerini karşılayacak “yeni çözümler” üretmeye odaklandık. Geçmiş deneyimlerimizden yola çıkarak kadim bir inşaat malzemesi olan kil’e gözenek, hafiflik ve sağlamlık kazandırarak onu “sıradan bir yapı malzemesinden, mükemmel bir izolasyon malzemesine” dönüştürdük.
Burada amaç; hızla artan dünya nüfusunun beklentilerine cevap verebilecek sürdürülebilir çözüm yollarına ulaşmaktır.
Sürdürülebilir çözümlerin pahalı, zor erişilir çözümler olması kabul edilemez. Günümüzde “passive house” “green house” gibi adlar ile uygulanmaya çalışılan bu tip çözümler mikro ölçekte uygulanabilir olsalar da, çok büyük kitlelerin gereksinimleri karşılamaktan uzaktırlar.
Ar Ge çalışmalarımız ile şirketimiz büyük kitlelerin gereksinimlerini “ekonomik, ekolojik ve sürdürülebilir” olarak karşılama potansiyeline odaklanmıştır.
İnsanlar barınma ihtiyacını binlerce yıl doğal malzemeler kullanarak gidermişlerdir. Nufus artışı, artan talep ve beklentilerin değişmesi ile doğal malzemelerden uzaklaşılmış, yüksek karbon ayak izli malzemeler doğal malzemelerin yerini almıştır.
İnsanlık tarihi insanların tükettiği her şey için en büyük doğal laboratuvardır. Elde edilen sonuçlara binlerce yılda ulaşılmıştır. Bu kadim sonuçlar şunu net şekilde göstermektedir; “doğal çözümlerden uzaklaşılan her adım, dünyayı felakete yaklaştıran bir adıma dönüşmektedir”. Bu şekildeki tercihlerin sürdürülebilir olmadığı, doğa üzerinde yarattığı tahribattan ve yaşanan çevre felaketlerinden bellidir. Projemiz insanlığın bıraktığı mirası ve bilimsel teknolojileri kullanarak sürdürülebilir doğal inşaat malzemelerini yeni ve işlevsel formları ile yeniden insanlığın hizmetine sunmayı amaçlamaktadır.
Kil ve doğal puzolanların sürdülebilir bir endüstriyel ham madde olmasının nedeni
Sert yer kabuğu yarı sıvı magmanın üzerinde hareket eder. Hareket eden bu devasa plakaların birbirini sıkıştırması ile bazı bölümleri yükselir. Rüzgar, yağmur, kar, buzullar, soğuk, sıcak yükselen bu kısımları aşındırır. Akarsular aşınan bu materyalleri taşır ve çukur alanlara biriktirir. Bu oluşum “sedimantasyon” olarak adlandırılmaktadır.
Bu inanılmaz karışımın karmaşık doğal süreçlerden geçen ve kil tanımına uyan kısımlarına “kil” diyoruz. Bazı sedimentler ise kimyasal ve fiziki olarak başka özellikler gösterirler. Bu sedimentlerin bazıları da “doğal puzolan” olarak adlandırılır. Doğal puzolanlar ve Kil bu yüzden çok çeşitli ve çok yeteneklidirler…
Doğada milyonlarca yıldır süregelen sayısız fiziki ve kimyasal olay sürekli yeni puzolan ve kil oluşumlarına neden olmaktadır. Bu döngü dünya var oldukça sürecek bir döngüdür. Doğa bu şekilde insanlara sürekli yenilenen, kirliliğe neden olmayan, sürdürülebilir endüstriyel hammaddeler hediye etmiştir.
Kilin çeşitli doğal puzolanlar ile modifiye edilerek pişirme işleminin ortadan kaldırılması ve atmosferik koşullarda sertleşen yeni malzemenin seramik özellikleri göstermesi
Saf kil doğada en az bulunan kil çeşididir. Özel kullanım alanları vardır. Ekonomik değeri yüksektir. Dünyada yaygın ve neredeyse her yerde bulunan kil cinsleri genelde başka minerallerle karışık bulunan çeşitli özelliklerdeki ekonomik değeri düşük killerdir. Araştırmalarımızda bu tip killer hedef alınmıştır.
Geçmiş bilgi birikimimizin Ar Ge çalışmalarımızı şekillendirmesi ve bu tip killeri doğal puzolanlar ile karıştırıp, modifiye ederek pişirme işleminin ortadan kaldırılması kile yeni, çok çeşitli ve devrimsel yetenekler ve kullanım alanları kazandırmaktadır.
Aslında binlerce yıldır kullanılan ve sürdürülebilirlik kriterlerini fazlası ile karşılayan çok yetenekli bir hammadde olan kil, sanayi devrimi ile çok hızlı bir şekilde yerini sentetik kökenli, pratik kullanımlı ham maddelere bırakmıştır. Bunun en önemli nedenlerinden biri 1000 santigrad dereceleri bulan pişirme işlemidir.
Pişirme işlemi yüksek maliyetli enerji kullanılmasını, fırın ve pişirme ekipmanlarını, üç aşamalı bir üretim prosesini de birlikte getirmektedir.
Kilin doğal puzolanlar ile modifiye edilerek işirme işleminin ortadan kaldırılması, enerji ihtiyacını, fırın, pişirme ekipmanlarını ortadan kaldırmakta, üç aşamalı olan üretim aşamalarının bire indirilmesini sağlamaktadır.
Ek olarak Ar Ge çalışmalarımız sonucu kile kazandırdığımız gözenekli yapı, aynı zamanda kilin bir izolasyon malzemesi olarak kullanılmasını da sağlamaktadır.
Tüm bu devrimsel yenilikler ve kilin sürdürülebilirlik kriterlerine çok uygun bir ham madde olması onu “geleceğin sürdürülebilir inşaat, izolasyon ve endüstri hammaddesi” haline getirmektedir.
Bu konudaki çalışmalarımıza bakıldığında çok önemli bir mesafe aldığımız ve geliştirdiğimiz malzemeye yakın zamanda yeni bir kimlik kazandıracağımız rahatlıkla söylenebilir.
Çevre ve ekoloji açısından buluşumuz değerlendirildiğinde; yaygın kullanımının çok büyük ölçekte karbon emisyonunu düşürmeye katkı saplayabileceği ve yeni özellikleri ile düşük karbon ayak izli bir malzemeye dönüşeceği, bu sayede yaygınlaşacağı, tercih edileceği şimdiden öngörülebilir. Çünkü doğada sürdürülebilirlik kriterlerini geliştirdiğimiz malzeme kadar karşılayabilen alternatif başka bir ham madde olmadığına inanıyoruz.
Konuyu biraz daha detaylandırırsak yukarıda anlatılanların daha anlaşılır olacağı düşüncesindeyiz.
ÇÖZÜMÜNE ODAKLANDIĞIMIZ ANA PROBLEM
Yalıtımsız binaların neden olduğu olağan üstü enerji kaybı:
Günümüzde dünyadaki yapıların % 90 ı yalıtımsızdır ve standart, kalitesiz malzemelerden inşa edilmiştir.
Dünyada üretilen enerjinin 1/3 ü yapıların ısıtılmasında, soğutulmasında kullanılır.
Enerji üretimi tek başına dünya karbon salınımının % 40 ından sorumludur.
Standart yalıtımlı bir yapı, yalıtımsız bir yapıya göre; ısıtmada ve soğutmada 10 kat daha az enerji tüketir.
Mükemmel yalıtılmış bir yapı ise 15 kat daha az enerji ile ısıtılıp, soğutulabilir.
Bu rakamlara göre binaların izolasyon sorununu çözmek toplam enerji tüketimini % 25 azaltma potansiyeline sahiptir.
Bu karbon salınımın toplamda % 10 azalması demektir.
Yapı standartlarının bilimsel temellere oturtulduğu Almanya da bir binayı ısıtmak ve soğutmak için yıllık enerji ihtiyacı 30-60 kwh/m2 iken, standartların tam uygulanmadığı gelişmekte olan bir ülke olan Türkiye’de 250-350 kwh/m2 ’dir.
Almanya ikilim olarak çok daha soğuk ve gayrı safi milli hasılası Türkiye ye göre 9 kat fazladır.
Gelişmemiş veya az gelişmiş ülkelerde tablo çok daha kötü durumdadır.
Gelişmiş bir avuç ülke dışında dünya genelinde tablo bu şekildedir.
Bu çok büyük bir paradokstur.
Sağlıksız ve çevre düşmanı sentetik izolasyon malzemeleri
Bu malzemelerin yarattıkları sorunlar kullanıldıkları yapılarda on yıllarca, atık durumuna geldikten sonra ise doğada yüzyıllarca sürmektedir. Geliştirdiğimiz sürdürülebilir doğa dostu malzemeler bu konuda mükemmel bir alternatiftir.
Sorun çözmede yetersiz, sorun oluşturan klasik İnşaat malzemelerine alternatif olarak, sorun çözmeye odaklı ve bu özellikleri taşıyan yeni nesil inşaat malzemeleri ve bu malzemelerin kullanılacağı yeni teknikler
İnşaat sektörü karbon ayak izini sadece yapıyı yaparken bırakmamaktadır. Yapıyı kullanıcıya bıraktıktan sonra kullandığı malzemeye ve tekniğe göre yapının kullanım süresi boyunca bu karbon ayak izini bırakmaya devam etmektedir. Bu toplamda inanılmaz rakamlara ulaşmaktadır.
Geliştirdiğimiz sürdürülebilir ana malzemenin diğer endüstri kollarında da sorun çözücü olarak kullanılmasının sağlanması.
Sonuç olarak:
Odaklandığımız ana hedefi; “YENİ, SÜRDÜRÜLEBİLİR VE DOĞA DOSTU ENDÜSTRİYEL HAMMADDELER VE BU HAMMADDELERİN KULLANILACAĞI TEKNİKLER GELİŞTİREREK DÜNYANIN KARŞI KARŞIYA BULUNDUĞU ÇEVRESEL RİSKLERİN ÇÖZÜMÜNE KATKI SAĞLAMAK” olarak özetleyebiliriz.
ULAŞMAK İSTEDİĞİMİZ SONUÇ
Çevre dostu yeni malzemeler ve bu malzemelerin kullanıldığı yeni teknikler
Sorun çok büyük ve çözümsüz gibi görünse de, inşaat sektöründe sorunun temeli sorunu en baştan, yani bina yapılırken, diğer sektörlerde de benzer şekilde ürünün hammadde ve üretim aşamalarında çözülmesinde gizlidir.İşte geliştirdiğimiz yeni malzeme ve inşaat teknikleri ile “tam izolasyonlu, ısıtmasında, soğutmasında çok az enerji gereksinimi duyan, alt gelir gruplarının da kolayca erişebileceği son derece ekonomik, sağlıklı, konforlu binalar yapılabilecektir.”
Aynı zamanda geliştirdiğimiz malzemeler diğer endüstri kollarında da sorun çözücü olarak kullanılabilecektir.
YUKARIDA ANLATILAN SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNE BÜYÜK KATKI SAĞLAYACAĞINI DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ VE AR GE ÇALIŞMALARIMIZ SONUCU GELİŞTİRDİĞİMİZ MALZEME;
Kil + Doğal Pozzolan kökenlidir ve iki formu vardır
Geliştirdiğimiz teknik ve malzemelerde bu iki ana form kullanılmaktadır.
MALZEMEMİZİ “ÖZEL VE ALANINDA RAKİPSİZ” YAPAN ÖZELLİĞİ
Her iki malzeme(GreCer ve GrePor) kökenleri aynı olduğu için aynı proseste katmanlar şeklinde uygulanabilir. Yani, istenilen incelikte son derece sert ince bir yüzey ve bu yüzeyin altında son derece hafif, mükemmel ısı ve ses izolasyon yeteneğine sahip istenilen kalınlıkta ikinci bir katman uygulanarak mükemmel özelliklerde tek bir ürün elde edilebilir. Bu özelliği ile moleküler ve kimyasal olarak bir birine bağlıdır ve ayrı fiziki özelliklerde, fakat tek bir malzeme özelliği gösterir. Bu özellik malzememize bir çok sorunu tek bir ürün ile çözme şansı vermektedir ve alanında başka alternatifi yoktur. İki ayrı fiziki özellikteki katman, zaman, iklim koşulları, mekanik, kimyasal etkiler ile bir birlerinden ayrılma eğilimi göstermezler ve sonsuz ömürlüdürler.
2015 yılında başladığımız bu büyük projenin ilk aşamasını 2019 yılında Türkiye de kobileri desteklemek için kurulmuş KOSGEB kurumunun Ar Ge desteği ile resmi proje haline getirip uygulamaya başladık.
Projenin başarı ile sonuçlanan birinci aşamasında projenin tamamında kullanılacak ana malzemenin fiziki özellikleri üzerinde çalışılmış, değişik formları geliştirilmiş, hangi sektörlerde kullanılabileceği, kullanıldığında küresel olarak neleri değiştirebileceği, ekolojik denge ve karbon salınımında oynayacağı rol incelenmiş, ürün haline getirilmiş örnekler, prototipler, ön üretim örnekleri gerçekleştirilmiş, uygulamaları yapılmıştır.
Projemizde elde ettiğimiz sonuçlardan yola çıkarak, bir çok alanda kuralları kökünden değiştirecek 6 yeni sürdürülebilir, % 100 ekolojik, karbon ayak izi çok düşük kullanım alanı ve proje ortaya çıkmıştır. Malzememizin yetenekleri düşünülürse; projeler ilerledikçe bir çok yeni kullanım alanları ve teknikleri ortaya çıkacaktır.
Sonuç olarak;
Geliştirdiğimiz malzeme ve projelerimizin toplamı küresel anlamda, çevre ve ekonomi için çok önemli ve büyük kapsamlı bir projedir Yaşadığımız iklim değişikliğine bağlı olumsuzlukları önlemek, endüstrinin karbon ayak izini küçültmek için dünyanın bu projeye gereksinimi olduğunu düşünüyoruz. Malzememizin kullanımının yaygınlaşması ile sağlayacağı enerji tasarrufu toplamda devasa boyutlardadır. Orta ve uzun vadede karbon salınımı ve çevre kirliliği dahil, bir çok alanda yaşanılan çevre sorunların çözümüne büyük katkı sağlayacaktır.


